Davamız Tiyatro!

bir-baba-hamlet-tiyatro-oyunu-1-750x502-1
Abone Ol
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Standart bir İlkokulun standart bir spor salonunda başlamıştı bütün hikaye. Bilmem kaç yıl önce, bilmem hangi tiyatronun, adını hiçbir zaman anımsayamayacağım oyununu izlemekle başlamıştı. Tarihi, tiyatronun adını hiçbir zaman anımsayamasam da bana yaşattığı hissi, çocukluğumda bıraktığı etkiyi asla unutamam.
Peki bir çocuğun hayatına dokunacak, hayal kurduracak, düşlerini süsleyecek o sihirli güç neydi?
Elbette ki tiyatro.

O yıllardan sonra 5 sene kadar amatör futbol oynadım, bıraktım. Çeşitli enstrümanlar çaldım, şimdi herhangi birini elime alsam garipserim. Büyüklerin tavsiyesi hatta zorlaması üzerine bir Anadolu lisesine kayıt yaptım, sınıfta kaldım. Yine büyüklerimin ısrarı hatta zorlaması üzerine liseyi bitirip iki yıllık bir Üniversiteye kayıt yaptım -ki hâlâ hak ettiğimi düşünmüyorum- dört senedir iki yıllık o sevmediğim yüksek okulun güya öğrencisiyim. Peki şimdi ne mi yapıyorum?
Elbette ki tiyatro.

Daha o yaşlarda öğretmenlerimizin ve büyüklerin sıkça sorduğu o meşhur “büyüyünce ne olacaksın” sorusuna “tiyatrocu olacağım” cevabını verdiğimdeki yüz ifadelerindeki şaşkınlık gözümün önünden gitmiyor.

Şimdi ulaşımı zor olan köy okullarına, daha önce hiç tiyatro ile tanışmamış çocuklara tiyatro götürüyorum. Çünkü inanıyorum ki; bütün yatırımı çocuklara yapmalıyız. Gözü terörle, katliamla, hırsızlıkla dönen her insanın geçmişinde kaybolmuş bir çocukluk vardır.

Günümüzde ülkemizde sanat icra etmenin zorluklarını burada paylaşmama gerek olduğunu düşünmüyorum, varın siz düşünün artık. Belki de büyükler haklıydı. Kafamı biyolojiye, kimyaya, coğrafyaya ve matematiğe yormalıydım. Olmadı.

Fizik, kimya, biyolojiden anlamıyor olsam bile ölümsüzlüğü buldum ben. Eğer beyin ölümün gerçekleşmiş, kalbin durmuş, bedenin gömülmüş olsa bile düşüncelerini yaşatacak birileri varsa, yazdığın bir kitap okunuyor, yazdığın tiyatro oyunları oynanıyorsa, kurduğun tiyatrodaki oyuncular hikayeni devam ettirip adını yaşatıyorsa, bir yerlerde anılıyorsa adın artık ölümsüzsün demektir. Bu dünyaya kalıcı bir şeyler bıraktığıma emin olduğum anda gözlerimi rahatça yumup ebedi uykuya dalabilirim. O zaman görev tamam demektir.

Her insanın dünyaya gelişinin bir amacı olduğuna inanırım.
Sen kalk milyonlarca spermin arasından bir yolculuğa çık, hepsini geride bırakıp annenin rahmine ilk ulaşan ol, zigot, embriyo, fetal dönemleri geçir, sonra 9 ay güzelim kadının karnında yaşa, binbir sancıyla aslında kendi tercihin olmayan dünyaya gözlerini aç, sonrada hiçbir şey olmamış gibi bu dünyadan öylesine geçip git.

Asla üretime katılmayan, ceplerindeki bitince başkalarından alıp tüketen, üretimin, emeğin, çabanın ne olduğunu hiç bilmeyen, karnı hep tok, sırtı hep pek yaşayan. Yaşamı boyunca sınırsız olan kaynaklardan tek sınırlı olan ömründe böylece tüketip bu dünyaya hiçbir şey bırakmadan giden insanlara çok kızıyorum. Bir o kadar üzülüyorum.

Bir davası olmalı insanın hayatta.
Bizim davamız tiyatro.
İnsanlar ölür, sen çok yaşa tiyatro. Tiyatro !

Ahmet Erdem Kayalı / Piyes Tiyatro Kulübü Genel Sanat Yönetmeni

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Elazığda Bugün ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!