Zaman Algısı Modern Diktatörlük mü?

Her şeyden önce zaman bir varlık ve varlığın boyutu da değildir. Zaman, bir varlığın bir başka varlık ile ilgili vektörel boyutta, hız ve mesafenin arasındaki ilişkiyi daima ilerleyen ve geri dönülmesi mümkün olmayan bir performansın yansıması olarak elde ettiğimiz sonuçtur.

Genelde şöyle bir düşünceye hakimim. Bir ömür iki limit noktası arasında bir doğruyu veya bir eğriyi ifade ediyorsa, bu süreci rakamsal olarak zaman diye tarif ederiz.

Zaman kavramı bence ucu açık derlenebilir bir değerlendirmenin niceliğidir. Çünkü; dünyaya göre, güneş sistemine göre, bağlı olduğumuz galaktik sisteme göre veya evrenin genişleme hızına göre…

Sahi kaç ışık yılı yaşadık?

Aslında sizin beklediğiniz bu değildi. Biliyorum, şimdi asıl konuya gireceğim.

İster ışık yılı olsun ister dünya. Önemli olan başlangıç ve bitiş noktası arasında geçirdiğimiz ömür bizlere ancak bir kereliğine bahşedilmiştir.

Kısacası, ancak ve ancak her canlı için mutlak değer aralığı olan bu dünyada bir kere yaşayacağız.

Hatırlayamıyorum, belki önceki yazılarımda değinmişimdir ben zaman yönetimi diye bir safsatayı asla kabul etmiyorum. Çünkü zamanı yönetemezsiniz, bu matematik ve fizik bilimlerinin mantıksal yapısının derlemesine de aykırıdır.  

Çünkü zaman, evrensel entropinin biz insanlar tarafından ay ve güneş ile bağıntı kurarak dünyaya göre derlediğimiz ilişkinin projeksiyonudur.

O halde bizler zamanı değil, zaman içerisinde hayat koşullarını belirleyen bir kapsamın etkisi altında ilişkilerin gerçekleştiği bir sürecin menfaatler doğrultusunda hazırlanan stratejik, politik, taktik algoritmaların operasyonel rol üstlenicileri olmuyor muyuz?

Yeterli zamanımız var mı?

Pek neye göre?

İş, eğitim, aile, sosyal çevre hangisi?

Bizleri etkisi altına alan bu sosyal çevre disiplinlerine karşı kendimizi yönlendirebilme ve etki etme kabiliyetine ne kadar sahibiz?

Her insan aslında mutlak bir hakkaniyet üzere yaratılmışken, ben hak üzere yaratıldım düşüncesi diktatörlük değil mi?   

O halde bir tek diktatör var…

İnsanlığın bitmek tükenmek bilmeyen sınırsız arzusu ve reformist (dünya nimetlerini kendi istekleri doğrultusunda organize etme çabası) yapısı.

O da Nefsimiz.

Bırakın zamanı, kendini yönetmekten bile aciz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Sunar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ'da Bugün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ'da Bugün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ'da Bugün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ'da Bugün değil haberi geçen ajanstır.