Nasyonal sosyoloji mi, rasyonel sosyoloji mi?

26 Haziran 1946 yılında ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde 19 bölüm ve 111 maddeden oluşan milletler arası adalet divanı ve bu divanının rol ve statüsünün belirlendiği 5 bölüm ve 70 maddeden oluşan dünyanın en kapsamlı organizasyonlarından biri olacak olan devletlerin uluslararası bir anlaşmanın hükme bağlanarak kabul ettiği Birleşmiş Milletler Organizasyonu kurulmuştur.

Dünya gündeminde insan haklarının korunmasına yönelik faaliyet göstermesi amacı ile yapılandırılan bir organizasyon...

O organizasyon kaidelerine göre hakların ihlali söz konusu olduğunda, uluslararası hukuk disipline ilişkin tanımlanmış maddeler doğrultusunda sonuç eğer kınamaktan öteye gidemiyorsa...

İşte o zaman o kurum, bazı medeniyetlerin insanlık dışı soykırımına uzanan emperyalizmin diplomatik örteni halini almıyor mu?

Diplomasinin tükendiği noktadan itibaren ortaya çıkan sonuç, askeri disiplinin stratejik kurallarını oluşturan etken unsurlar olarak hissettirir kendini.

Savaşlar, ekonomi ve insanların itikat ettiği inançlar kullanılarak kitleleri yığınlaştıran toplum mühendisliği ile gerçekleşmiştir.

Bazı eylemlere ilişkin yaptırım gücünün kullanılamaması diplomasisinin belirleyici unsuru olarak konvansiyonel gücün değil de üç beş ülkedeki nükleer gücün etkisi olduğu iddiadan öte bir gerçektir.

Kendi varlığının varlık nedenini bilmez insanların oluşturduğu toplumların kurduğu devletler, emperyalist çıkarları uğruna soykırım yapabilmektedirler.

Bu, bir tek Hitler'in Yahudilere uyguladığı, Stalin'in devrim adına yaptığı, veya Amerika'ya yerleşen Avrupalı göçmenler tarafından Kızıl derililere yapılanların yanı sıra, 1. ve 2. dünya savaşlarında şehirlerin ve barajların bombalanması hatta Japonya’ya atılan Nükleer, Vietnam’a atılan Napalm bombaları veya Hitler'in toplama kaplarında hatta Vietnam’da da kadın, erkek, çocuk ayırımı yapmadan insanları çırılçıplak soyarak zulüm ile sınırlı değil ki soykırımlar.

Afrika’da, Hindistan’da, Çin’de, Vietnam’da, Bosna’da, Afganistan’da, Libya’da, Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de insanlık götürmek adına bastığı yeri yakan ve Ülkemizde de kurtuluş savaşı döneminde Fransızların, , İtalyanların, Yunanlıların, İngilizlerin ilhakı ile örneğin İngiliz donanmasının İzmit körfezine girerek yerleşim alanlarını gemiler ile bombalaması, ülkemizde ve dünyada gerçekleşen güdümlü terör eylemleri bir agresifliğin  durumunu yansıtan operasyonel veya siber eylemlerin parmak ve ayak izlerini de irdelemek gerekir.  

Bazı ülkelerin yasal manevralar kapsamında varsaydığı menfaatlerini koruma stratejisi, onların o manevra alanlarında haklı olduğunu gösteren imtiyazlı bir sonuç olamaz.

Çünkü; tek yönlü menfaatlerin sonucu ortaya çıkan savunma veya saldırıya yönelik niyete etki den silahların başında çevre ve kendi ülke insanına yapılan algı yönetiminin olduğunu unutmamak gerekir.

Küreselleşmenin destek öğeleri kapsamında iletişim, liderlik, lojistik ve askeri diplomasiyi temel güç olarak öngören bir perspektife ait siyasal yaklaşımın sözde insan haklarına dair ulusal güvenlik stratejilerini artık  yaşadığımız zaman diliminde dönüm noktalarının daha sık ve hızlı değişimin güncellemelerinin etkisi altında ne kadar acımasız olduğunun son perdesini Gazze de gösterime sundular.

Değişen hiçbir şey yok. Sebebi ise rasyonel sosyolojiye ışık tutan kaynağı anlamamaktan ve onu olması gerektiği gibi hayata yansıtmamaktan kaynaklanıyor.  Şöyle ki, Yunus Emre’nin söylediği gibi “Bir ben vardır bende, benden içeri”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Sunar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ'da Bugün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ'da Bugün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ'da Bugün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ'da Bugün değil haberi geçen ajanstır.

01

Dünya 'lı - Sayın yazar tarihin,bilginin ve bilimin ışığında bizlerle paylaştığınız yazılarınıza müteşekkir iz. Teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Aralık 09:59