NATO Türkiye için bir algısal organizasyon mu?

Üretim yönetiminin en temel kaidesi, kullanılan kaynaklar, üretim süreci ve çıktıdır. Süreç içerisinde kaynakların kullanımları ile ilgili durum raporları, süreç içerisinde geri besleme olarak ifade edilir.

Geri beslemeler, öngörülen veya gerçekleşen sonuçlar ile ilgili oluşturulan durum raporlarında pozitif veya negatif  sonuçları yansıtır.  

 Ortaya çıkan olumlu veya olumsuz sonuç, süreç içerisinde domino etkisi yaratır. Eğer pozitif bir sonuç gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi beklenen sınır aralığında ise kaynaklarının kullanımı ve tüketimi açısından herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır. Ancak negatif çıkma olasılığı yüksek veya çıktıysa, faydasız maliyetler artacaktır. Kısacası fizik kurallarına göre enerji sarf edeceksiniz fakat değişim sağlayamayacaksınız. Bu bir duvarı itmeye benzer. Ne kadar enerji sarfederseniz edin, hiçbir iş yapmamış olursunuz.

Algı eşiği kişiden kişiye değişkenlik gösterdiği gibi ülkeden ülkeye de değişkenlik gösterebilir.

Yaşanılan veya yaşanılacak tüm zorluklar biz insanların ürünü olduğu gibi bu zorluklara karşı direnme ve korunma yöntemlerinin gelişmesi de yine insanlara özel bir husustur.

Birey açısından algı eşiğinin önemi bir insanın koku, işitme, dokunduğunu hissetme, tatma, görme gibi algı sınırları kapsamında iken, algı eşiğinin uluslararası ilişkilerde pozitif ve negatif geri beslemelerinin etkileri kısa veya uzun vade de ülkelerin karşısına çıkacak olan olumlu veya olumsuzluk etkisi olan kuvvetlerdir.

Koşullar her ne olursa olsun rasyonel olmak gerekir. Bir tarafta müttefiklerimiz olarak masaya oturduklarımız, yine diğer tarafta Türkiye’yi bölmek için kılı kırk yaran aynı unsurlar. Post modern terör yöntemi bu olsa gerek.

Yunanistan’ın NATO’ya girmesini onaylamamızın bir sonucu olarak olumsuz etkileri bugün nasıl karşımıza çıkıyor ise, İsveç’in de diğerlerinden ne farkı kalacak ki?

NATO’nun 5. Maddesi gereği ile mükellef olanlar, oluşturdukları terör koridorunda benim sana verdiğim silahı kullanamazsın demedi mi?

İki kutuplu algı yönetimi yaparak politikalarını aklayabilecek kadar doğal davranan bir unsura karşı neden iki yıl direndik o zaman? 

Bu, son 22 yılda yapılan ikinci büyük hatamız oldu. Aynı faizleri yükseltmek gibi. Bir farkı yok aslında… Yakında bir zamanlar elinde tencerelere vuran ve açız diye bağıran insanlar gibi aynı sahnelerin yeniden bu sinemanın vizyonunda sahne alması için uğraşıldığından hiç kuşkumuz olmasın.

İçerideki hedefleri enflasyon baskısı oluşturarak hem tüketimin hem üretimin maliyetini arttırarak iç ve dış piyasalardan çekilmemize neden olacak Türk şirketlerine karşı uluslararası kartel etkisi oluşturan sektörlerde gerçekleşen veya gerçekleşmesi için planlanan küresel stratejilerin senaryolarını hafife almamak gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Sunar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ'da Bugün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ'da Bugün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ'da Bugün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ'da Bugün değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Ak - Zevkle okuyorum yazılarınızı bilgileniyoruz. Bilmediğim konularda yorum yapmak istemem Ama Linki verdiğinden beri yazılarını zevkle okuyorum Kolay gelsin.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 06:58