CHP’de işler iyi gitmiyor. Cumhurun Partisi’nde kazan fokur fokur kaynıyor.
2 yıllık süreçte 30 belediye başkanı partiden istifa etti. Parti ile bağlarını koparan belediye meclis üyesi sayısı 66’ya ulaştı.
Sonu gelmeyen istifa zincirinin son halkası Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan oldu.
Özarslan’ın istifası CHP’ye öyle bir oturdu ki, küfürlerle uğurlandı...
Küfürlerin ve tehditlerin havada uçuştuğu bu süreç, CHP’li belediyelerde 2 yıldır devam eden büyük krizlerin son örneği oldu. Belediye başkanlarının bir kısmı bağımsız kalmayı tercih ederken, bir kısmı diğer partilere geçiş yaptı. Kimi milletvekilleri de AK Parti’ye geçiş için fırsat kolluyor.
Bizim mahallenin tatlı su solcusu Gürsel Erol ise, partisi istifalar ile çalkalanırken, zehirli diller sussun diye Elazığ basını ile iyi geçinip sürekli sıla-i rahim yapıyor.
Haa! Güçlü gördüğü yerel basındaki kangurularını sık ziyaret ederek, o da tıpkı genel başkanı gibi karakter analizi yapmadan her gördüğünü adam zannedip sarılıyor.
Biz şimdilik Gürsel Erol’un cepkenli kangurularının ensesine tokat atmadık.
Bu, atmayacağımız anlamına da gelmez.
“Benim için Elazığ’da siyaset bitti.” deyip sonra TV’lerde AK Partili bir milletvekilinin kafasına şarjör boşaltırcasına hakaretler ederek, “Onu elinden tutup Cumhurbaşkanına götüreceğim.” demesi tarihe not olarak çoktan düştü; bu böyle biline.
AK Partili acemi bir vekilin ise, sadece şirinlik olsun diye canlı yayına bağlanıp, “Gürsel abi, Gürsel abi, Gürsel abinin çocuğu yaşındayım.” sözleri Gürsel Erol’u üstü kapalı göklere çıkarırken, AK Partili seçmeni çıldırttı.
CHP zaten büyük savrulma yaşarken, Elazığ’ı bu kavgaya çekmek vatanperver bir vekile hiç yakışmamıştı.
Eskiler derlerdi ki: “Kuyuyu görmeden Mısır’a sultan olunmaz.” Yaşananlar işte öyle bir şeydi.
Özetle; kavga siyasetinden beslenerek birilerinin onurunu, gururunu kırarak siyaset olmaz.
Sözüm o ki; vekil de olsan, bakan da olsan, gazeteci de olsan önce söyleyip sonra, “Biraz ileri gitmiş olabilirim.” demek çok bilinçli bir siyaset tarzı değil.
Yazımın başında demiştim ya, CHP’de işler karışık.
Evet, CHP’de işler çok karışık…
Başsavcı iken CHP’nin içinden geçen Akın Gürlek, bakan olunca CHP çıldırdı. TBMM’de kavga çıkaran Mahmut Tanal, Osman Gökçek’ten bir dayak yedi ki hiç sormayın. Dağılan suratı, restorasyon çalışması yapan vekiller (pardon), müteahhitler bile düzeltemedi.
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu dönemi, Özgür Özel’li günler derken CHP’nin içinde bulunan tatlı su solcularından birkaç tanesi vatan, millet, bayrak aşkı ile siyaset yapıp PKK’ya terör örgütüdür, FETÖ’ye terör örgütüdür diyebiliyor.
Bunlardan bir tanesi ise bizim mahallenin evlatlarından Gürsel Erol olsa bile, Elazığ siyasetinde salt iktidarın mental yorgunluğu var diye Sayın Erol ama şimdilik ilgi görüyor.
Partide karşılığı olmayanların, yapılacak seçimlerde listede yer alıp almayacağı merak ediliyor.
Neyse… Gürsel Erol, 30 CHP’li eski ilçe başkanının partiden ihracına tepki gösterirken yayımladığı mesajda, “Halkımız CHP’li belediyelerdeki yolsuzluğu görünce ülkeyi CHP’ye teslim etmekten korkuyor ve kaçıyor. Belediyelerdeki yolsuzluklar iktidarımızın önündeki en büyük engeldir.” diyerek biraz da güzellemeler yapmayı asla unutmadı.
Ama benim bildiğim, Özgür Özel adisyonu yemek yemeden önce masaya getirip koymaz.
Ezcümle: Bakalım yapılacak seçimlerde Gürsel Erol, Elazığ’da Polat Alemdar gibi olabilecek mi? Kurnaz siyaseti ile CHP’yi yeniden etkileyebilecek mi?
Umarım nam-ı Polat Alemdar’a kaptırmaz.
Selam, dua ve bayrak ile kalın.
Erol Kara
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle