Son Haberler
Prof. Dr. Mehmet Çavaş
Editoryal
3 Mart 2026

Harca Şimdi, Öde Sonra Tuzağı!

Yazar Prof. Dr. Mehmet Çavaş
Tüm Arşivi Gör

Hiç düşündünüz mü?

Kredi kartları gerçekten bir ödeme kolaylığı mı? Yoksa sistematik bir borçlandırma aracı mı?

Küresel finans sisteminde kullanılan en yaygın tüketici araçlarından biri, ABD merkezli şirketlere ait Master ve Visa kredi kartlarıdır. Dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren bankalar, bu şirketlerle yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde, küresel ödeme sistemi altyapısını kullanarak müşterilerine kredi kartı hizmeti sunmaktadır. Bu kartların günlük yaşamda mal ve hizmet alımını kolaylaştırması, nakit taşıma ihtiyacını azaltması ve ödeme esnekliği sağlaması gibi avantajlar dikkate alındığında kredi kartlarının kullanımı cazip hale gelmiş ve kullanıcı sayısı milyonları aşmıştır. Ancak kredi kartlarına uygulanan yüksek faiz oranları, borçlanma şekilleri, gelir transfer mekanizmaları ve finansal dolandırıcılık gibi faktörler, kredi kartı kullanımı ile birlikte ciddi yapısal sorunları da beraberinde getirmiştir. Özellikle kontrolsüz bir şekilde kullanılan kredi kartları, bireyleri tüketime yönlendirmekte ve gelirinden daha fazla harcama yapmasını sağlayarak borçlandırmaktadır. Günlük yaşamımızda başta perakende sektörü olmak üzere her alanda kredi kartı ile ödeme temel unsur haline gelmiştir.

Kartların kullanımı kısa vadede tüketim talebini artırsa da, uzun vadede hane halkının borçlanma miktarını yükseltmekte ve birçok kişinin borç sarmalına girmesine neden olmaktadır. Başta düşük ve orta gelirliler olmak üzere birçok kişi için kredi kartı kullanımı ne yazık ki bir borçlanma aracına dönüşmüştür. Bankaların kredi kartı borçlarına daha yüksek faiz uygulaması geri ödemeleri zorlaştırmakta ve borç miktarının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Özellikle uygulanan alışveriş faizi, nakit avans faizi ve gecikme faizi, borcun zamanında ödenmemesi durumunda bileşik faiz etkisi oluşturmakta ve borç miktarını artırmaktadır. Öte yandan kredi kartlarındaki asgari ödeme uygulaması ile borcun bir kısmı ödendikten sonra geri kalan kısmına faiz uygulanmakta ve bu durum borç miktarını artırırken borcun geri ödeme süresini de uzatmaktadır. Gecikme faizleri ve alınan komisyonlar ile kart kullanıcılarından bankalara sistematik bir şekilde kaynak aktarımı sağlanmaktadır. Bu durum gelir dağılımı eşitsizliğini derinleştirmekte ve tersine gelir transferine neden olmaktadır.

Örneğin Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verileri 2025’in ilk yarısında kredi kartı borcu veya bireysel kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen kişi sayısının yaklaşık 1,2 milyon olduğunu göstermektedir. Bunların yaklaşık 883 bin kişisi sadece kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşmüştür. Garanti BBVA’nın verilerine göre 2025’te Türkiye’de banka ve kredi kartlarıyla yapılan toplam harcama miktarı yaklaşık 24,06 trilyon TL’dir. Bunun yaklaşık 20,43 trilyon TL’si Kredi kartları ile 3,64 trilyon TL’si ise banka kartları ile yapılmıştır. Bankaların bu harcamalarda aldığı komisyon yaklaşık 769,9 milyar TL olarak tahmin edilmektedir. Bu miktarın bir kısmı Visa ve Mastercard firmalarına aktarılmakta diğer kısmı ise bankalara kalmaktadır. Örneğin kredi kartı ile 100 TL’lik bir alışveriş yaptığınızda eğer para bir gün sonra alışveriş yaptığınız işletmenin hesabına geçecekse %3-4’lük bir kesinti olmakta ve hesaba yaklaşık 96 TL geçmektedir. Kredi kartı kullanılarak 100 TL ile yapılan zincirleme bir alışverişte 25. kişi alışveriş yaptığında bu paranın tamamı banka ile kredi kartı şirketlerinin kasasına girmektedir. Bu durum kredi kartlarının sadece bir ödeme aracı değil aynı zamanda sistematik bir sömürü aracına dönüştüğünü göstermektedir. Diğer taraftan kredi kartlarının çalınması, kaybolması veya kopyalanması ile dolandırıcılık vakalarında ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Bu durum sadece bireysel mağduriyetleri değil, aynı zamanda finansal sisteme duyulan güveni de sarsmaktadır. Mağdurların yaşadığı maddi kayıpların yanı sıra yaşadıkları psikolojik stres ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Çoğu zaman bankalar tarafından kabul edilen dolandırıcılık vakaları, doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde yine tüketicilere yansıtılmaktadır. Ne yazık ki zaman zaman kredi kartları ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler, tüketiciyi korumakta yetersiz kalmakta ve sorunları tamamen çözememektedir. Faiz oranlarına getirilen üst sınır uygulaması, önemli bir adım olmakla birlikte sorunu bütünüyle çözememiştir. Ayrıca tüketicilerin bilgilendirilmesi ve şeffaflık konularındaki eksiklikler ise sorunu her geçen gün daha da karmaşık hale getirmektedir.

Sonuç olarak; kredi kartları, harca şimdi öde sonra gibi görünse de küresel finans sistemini kontrol eden küresel elitlerin oluşturduğu ekonomik sömürü, borç sarmalı ve finansal soygun mekanizmasının önemli bir parçasıdır. Uygulanan kesintiler, yüksek faiz oranları kredi kartı kullanıcılarının bankalara ve bu sistemi kuran küresel elitlere sistematik bir şekilde para transferi yapmalarını sağlamaktadır. Ne yazık ki birçok insan bu durumun farkında bile değildir. Kredi kartı kullanımını teşvik eden ve bunu bir kazanca dönüştüren bu sistem insanları sömürmektedir. O yüzden kredi kartı ile yapılan her işlem hem gereksiz harcamaları artırmakta hem de bu sistemin değirmenine su taşınmasını sağlayarak, küresel elitlerin servetlerine servet katmaktadır. Bu nedenle finansal okuryazarlığın artırılması, faiz oranlarının tüketici lehine yeniden düzenlenmesi ve dolandırıcılık ile mücadelede daha etkin ve caydırıcı önlemlerin alınması önemlidir. Ancak o zaman kredi kartları ödeme kolaylığı sağlayan bir finansal araca dönüşecektir. Aksi takdirde sistematik bir borçlandırma ve sömürü aracı olarak kullanılmaya devam edilecektir…

Prof. Dr. Mehmet Çavaş

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle