Gözlemler, Tespitler, Yorumlar

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dikkat ediyorsanız seçim için farklı opsiyonlar dillendirildikçe-işte erken seçim, baskın seçim vb.- siyasetçiler, popülist söylemlere ağırlık vermeye devam ediyorlar.

Adalet ve Kalkınma Partisini (AK Parti) Türkiye düzleminde farklılaştıran neydi desek, nasıl cevaplar alırız? Her şeyden önce, AK Parti “söylem biçimini” değiştirerek, toplumda kucaklaşmayı vaat etmişti. Şimdilerde fazlaca popüler olan “normalleşme” olgusunu, bizler AK Parti döneminde deneyimledik. AK Parti iktidarı dönemlerinde de kırılmaların olmadığını iddia etmek, her zaman söylediğim gibi yaşananlardan kopuk olmayı gerektirir.

Özellikle, bizim gibi “gelişmekte olan” ülkeler açısından bakıldığında, AK Parti iktidarı zamanında tedavüle sokulan “istikrar” ve “sürdürülebilir” kavramlarının ne kadar yaşama dokunan ehemmiyete sahip olduğunu fazlaca gördük. Şunu kabul edelim: AK Parti ülkemizde koalisyon hükümetlerinin neden olduğu belirsizlikleri ve kırılganlıkları bir süreliğine rafa kaldırmıştır. Tabii, AK Parti’nin de en büyük yanlışı “pragmatik siyasal yöntemlerle” iktidarını konsolide ederken, AK Parti zamanına kadar dikkate alınmayan ve ötekileştirilen kitleleri, teorik de olsa tabanını bulduktan sonra dışlamasıdır.

Son günlerdeki siyaset kurumu içindeki polemiklere bakınca, gerçekten de insan duraksıyor. Bir siyaset düşünün, tamamen karşı tarafı üzerinden “nefret söyleminin” getireceği nemaya odaklanmış olsun. Bu, hem siyasi iktidar hem de muhalefet açısından aynıdır. Yirmibirinci yüzyılda olmamıza rağmen, tarım imparatorluğu dönemlerinin ucuz siyaset yöntemlerinin, içinde bulunduğumuz çağda da kullanılmak istenmesi, sahip olduğumuz problemlerin çözümüne değil tıkanmasına neden olmaktadır.

Bilgi toplumlarının “zamanının ruhunda” mukaddes değerlerin ön plana çıkarılarak, siyasal mevzi kazanmanız olası mıdır? Eğer mümkünse ne kadar “öngörülebilirdir”? Kimliklerin öne çıkarıldığı bir siyasetin, bu ülkeye en büyük kazancı ancak, toplumu yine kutuplaştırmaktır.

**** 

Bazı tespitlere katılıyorum. Cumhur İttifakı açısından, esasında AK Parti açısından gerçekleşebilecek bir seçim arifesinde her şey tamamen hazırmış gibi bir intiba oluşturulmuş vaziyette. Öte yandan MİLLET İTTİFAKI tarafında söylenen “ilkeler çerçevesinde” bir mutabakat oluşturuluyor algısının arkasında, hâlen küçük hesaplar yapıldığının işaretleri sürekli olarak sol kamuoyunda rahatsızlığa neden oluyor.

Tespitler yaparken bazen taşı gediğine koymak gerekiyor. Ekonominin genel görünümü gerçekten de artık kötü mötü değil, irtifa kaybetmeye başladı cümlesiyle izah edilebilecek boyuta ulaştı. AK Parti iktidarının olumlu girişimlerini seslendirirken, mutlak güç olmanın verdiği atalet halinden dolayı, bazen kontrolü kaçırdığı söylenebilir. Türkiye gibi tarım ülkesi bir memleketin tarım sektöründe bazı duraksamalar yaşaması, ithalata yönelmesi, bu sektörde çalışan emekçilerin ihmal edilmeleri, AK Parti’nin makroekonomik tabloda eksi vermesine neden oluyor/oldu.

Pandemi salgının yaşandığı bir süreçte eve kapanmanın avantaj ya da dezavantaj olarak değerlendirileceği bir zaman tünelinde, üstüne üstelik ekonominin dinamolarının tıkanması ve enflasyon belasının yine ülkemizde baş belası olmaya yüz tutması, bir de bunun üzerine milyoner zenginlerinin bu netameli süreçte artış göstermesi, hanehalklarının alımgücünün düşmesi, işlerin AK Parti açısından sarpasarmasına neden oldu.

Dediğim gibi yine de böyle negatiflerin hayli fazlaca olduğu bir süreçte, kimliklerin ön plana çıkarılması ve insanların dinî ve etnik kimlikleri üzerinden “ayrıştırılmaları”, yabancılaşma, düşünebiliyor musunuz, vatandaşlığın anayasada yazan tarifin dışına “çıkarılarak” popülist siyasi atraksiyonlara manivela yapılması, gerçek manada Türkiye’mizin gelecek vizyonuna atılan en büyük kazıktır.

Türkiye’de siyasal bağlamda bir tıkanma var. Bu tıkanmalar ekonomiden neşet ettiği gibi, bazen iktisadî tıkanıklar ve makroekonomik göstergelerin Türkiye Ekonomisinde itibar kaybına neden olması, kamuoyunun tepkisini hafifletmek adına politikada olmadık yollara başvurulmasına vesile oluyor:

Gündem saptırma ve toplumu boş şeylerle oyalama… Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinin yine meydanlarda kutuplaştırıcı bir enstrüman olarak kullanılması…    

Gözlemler, Tespitler, Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Elazığ Haber Elazığ Haberleri Elazığ Son Dakika Elazığ ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!