Ne Yapmalı Ne Etmeli Bigâne Mi Kalmalı?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

OXFAM→ Oxford Kıtlıklara (Yokluklara) Yardım Komitesi tarafından Dünya Ekonomik Forumu için hazırlanan “EşitsizlikÖldürüyor” raporu, insanı düşüncelere gark edecek türden bir doneler demeti idi.

“Eşitsizlik” temalı raporun verileri, insanlığın geldiği noktayı acı bir şekilde insanın suratına vuruyor:

– Dünyanın en zengin 10 insanı küresel pandemide servetlerini ikiye katlarken, dünya vatandaşlarının %99’u fakirleşmiş.

 – Erkekler ile kadınlar arasındaki ‘cinsiyet eşitsizliği’ o kadar derinleşmiş ki, dünyanın en zengin 252 erkeğinin serveti AfrikaLatin Amerika ve Karayipler’deki 1 milyar kadının gelirine eşitmiş.

 – 1995 yılından beri dünyanın en zengin %1’inin küresel servetten aldığı pay, dünyanın en fakir %50’sinin servetinden 20 kat daha fazla artış göstermiş.

 – Küresel pandemi nedeniyle pandemi öncesinde yaşam beklentisi risk altında olan 2,1 milyar siyah Amerikalının sayısı, geldiğimiz nokta itibariyle 3,4 milyar kişiye ulaşmış durumdaymış.

 –Dünyanın en zengin 20 milyarderi, dünyanın en fakir 1 milyar insanından 8 bin kez daha yüksek oranda karbon salmaktaymış.

 – Dünyanın en zengin 10 insanının günlük kazancı 3,1 milyar insanın günlük kazancına eşitmiş. Asıl üzücü olan husus ise “küresel eşitsizliklerden” ötürü, günde 21 bin 30 insanın yaşamını kaybetmesi. Küresel pandemi sürecinde dünyanın en zengin 10 insanı toplam varlıklarını 700 milyar dolardan 1,5 trilyon dolara çıkarırken, yaklaşık 160 milyon kişi ürkütücü bir yoksulluğa sürüklenmiş.

*** 

Bir başka veri demeti de Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2021 yılı ‘Yolsuzluk Algı Endeksinden’ geldi…

Bu bağlamda Türkiye, son 10 yılda en çok puan kaybeden ülkeler arasında yer alarak, 38 puanla 180 ülke arasında 96. sıraya düşmüş.

Ülkelerin yerleri belirlenirken 100 puan üzerinden “0”a en yakın değer alan ülkeler yolsuzlukta en çok kötü sicile sahip ülke kategorisinde yer alırken, 100 puana yakın değerler alan ülkeler daha düzgün bir sicilli ülke safında yerlerini alıyormuş.

Şimdi meselelere baktığımızda, özellikle Türkiye’den baktığımızda yaşanan gelişmelere “miyop” kaldığımız söylenebilir.

Gerçekten de şu ilk paylaştığım donelere hangi insan bigâne kalabilir?

Hani hep bir ağızlarda “sürdürülebilir iklim ve çevre politikaları, önlemleri ve planları” var ya…

Bu nasıl böyle havada kalır en güzel örneğini bu istatistikler gösteriyor.

Rakamlar yayımlanıyor ama bu rakamlar insana içkin rakamlar. Bunlara sadece sayısal veri olarak baktığımızda, altında yatan insanî dramları algılamamız ve bunların sonlandırılması adına eyleme geçmede işte böyle geç kalırız.

Evet, kabul etmek zorundayız küresel bir salgından ötürü devletler ve bu devletlerin kurum ve yurttaşları zor durumda. Hatta zor durumlara düşmeye devam edecek gibiler.

Kabul ediyorum…

“Mutlak bir eşitlik” belki ütopyadır.

Yalnız, dünyanın bir kısmının sefa içinde tam bir mutluluk içinde keyif sürmeleri ne kadar “insanî” ve ne kadar “vicdanî”?

Olağanüstü dönemlerde, belki, dünya yurttaşlarından çekilen eza ve sıkıntılara ileride kavuşulacak refah adına katlanmalarını isteyebilirsiniz.

Burada bu artık “sürdürülebilir” düzeyde olmamalı.***

Gerçekten de bu yaşananlara soğukkanlı ve aklıselim bir gözlükle baktığınızda…

Düşünmek noktasında kalıyorsunuz…

Mesela…

Neden bu ulusötesi örgütlenmeler, yoksul ülkelerin, acziyet içerisine düşürülmüş ülkelerin ve yurttaşlarının yardımına koşmaz!

Birleşmiş Milletler diyoruz mesela…

Dünya Sağlık Örgütü…

Uluslararası Para Fonu

NATO…

Nerede sürdürebilirlik? Sefalet, yoksulluk, açlık, yeterli besin alamama, eşitsizlik, fırsat eşitliğinden mahrum bırakılma, hukuksuzluk, gelir ve servetin dar bir zümre elinde tekelleşmesi…

“Yolsuzluk” kadar bir devleti ve toplumu içten içe kemirecek ve yozlaştıracak modern dünyanın hangi bir marazı var?

Eğer gerçekten de bu sorunlara, tüm dünya ulusları adam akıllı çözüm üretmek için seferber olmazlar ise…

Çokça o kızdığımız komplocu insanların tahminlerinin “olabilirliği” kabul görmeye başlayacak.

Varsa yoksa… İnsanların “algılarının yönetilmesine” ilişkin bir siyaset izleniyor. Yok efendim kar yağdı da İstanbul esaret altında kaldı… Yine yersiz yersiz birbirini itham edici demeçler…

Yahu böyle demokrasi anlayışı olmaz.

Siyasetçiler, siyasete soyunduklarında gerçekten de “ateşten gömlek” giyme durumunda kalırlar. Siyaset kurumulaf ebeliği yapılacak, kim daha iyi rakibini kenara sıkıştırdı yarışması yapılacak, bir mecra değil.

Değerli okuyucular, dünyada uygulanan hem politik hem de iktisadî sistemlerden ötürü, ciddi bir boyutta “eşitsizlik” ve akabinde “yoksulluk” ile “sefalet” hâli var.

İleride meydana gelebilecek bölgesel ve küresel risk boyutu yüksek dalgalanmalardan ve çatışmalardan Türkiye’nin bağışık olduğunu iddia edebilir miyiz?

1- OXFAM raporundaki veriler (Kerem Alkin, 2022/01/24, sabah.com.tr)’den alınmıştır.

2- Uluslarası Şeffaflık Örgütü verileri, bbc.com/turkce sitesinden alınmıştır. 

Ne Yapmalı Ne Etmeli Bigâne Mi Kalmalı?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Elazığ Haber Elazığ Haberleri Elazığ Son Dakika Elazığ ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!