Bu Memleketin Hikâyesi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu seda yükseldikçe varlığını silmeye çalışanlara rağmen, asla gerçekleştiremeyecekleri birçok neden var!

Sanayi Devrimine öncülük eden ülkeler, Feodal siyasal yapılaşmanın gelişmeye kapalı ekonomik yapısından kurtulmuşlardır.

Bu süreç II. Sanayi Devrimine kadar politik, diplomatik ve askeri stratejik unsurları içeren güçlerin odak noktalarındaki değişime neden ve sonuç olarak devletlerin hem sosyolojik hem de siyasi haritalarının da değişmesinde etken olmuştur.

I. Sanayi Devrimi sürecinde uluslararası ilişkilerde devletlerin uyguladıkları politikalarda iletişim kaynağı olarak broşür ve kulaktan kulağa yöntemi kullanılırken, diplomasi alanında diğer ülkelerden destek sağlanmasını da öngörüyordu.

Ve aynı zaman diliminde, siyasi amaçları doğrultusunda devletler, askeri stratejilerini gerçekleştirebilmek için, diğer devletlerin toplum yapılarındaki mozaiği oluşturan farklı etnik grupları radikal gruplara ayrıştırılması yönünde birtakım faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Bu faaliyetler kapsamında böl, parçala ve fiilen ilhak et öngörülerini gerçekleştirilmek üzere bir veya birden çok asimetrik örgüt veya örgütler oluşturulmuştur.

Dışarıdan güdümlü devletine ihanet eden düzensiz silahlı birlikler sayesinde itaatsiz ve sadakatsiz siyasallaştırılmış siviller kullanılmıştır.

Buna iyi bir örnek niteliğinde bizleri ilgilendiren kısmı ise, gerçekte resmi adı Devlet-i Aliyye “Büyük Devlet” olan ve batının tabiri ile ifade ettiğimiz ve Osmanlı İmparatorluğu olarak tanıdığımız devlettir.

Bu devlet, I. ve II. Sanayi Devrimi’nin etkisine uyum sağlayamamış ve sanayileşen devletlerin gücü karşısında teknik kabiliyetler açısından zayıf düşmüş bizlerin dört kuşak önceki atalarının hüküm sürdüğü coğrafyalardaki siyasi ve ekonomik yapıdır.

İnsan kaynakları sayısı açısından bir devletin askeri gücü diğer devletlerin askeri güçlerine oranla ne kadar fazla olursa olsun, taktik planları gerçekleştirmek için askeri ekipmanlarda teknik materyal olarak dışa bağımlı olan bir devlete her açıdan müdahale imkânsız değildi…

Biraz daha konuyu araştıracak olursak, İngiltere kendi menfaatleri doğrultusunda 1791 yılından 1878 yılına kadar 87 yıl boyunca Rusya’nın Avrupa’nın en büyük devleti olmasını engellemek amacı ile Osmanlı’nın toprak bütünlüğünün koruması İngiltere’nin politikası için önemliydi. Fatih’in 1453 yılında İstanbul’un fethi ve Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazlar üzerindeki kontrolü sağlamasından sonra, Devlet-i Aliyye‘nin tek taraflı kullandığı egemenlik hakkı, 1809 yılında İngiltere ile yapılan Çanakkale antlaşması ile son bulmuştur.

***

Devlet-i Aliyye’nin 1878 yılından itibaren iyice zayıflaması İngiltere’nin Rusya’ya karşı politikasını değiştirmesine neden olmuş ve bizzat kendisi, kendisine yakın ve İngiltere’nin çıkarlarını gözetecek devletler oluşturacak politika izleyerek Osmanlı Devleti’ni yıkıp küçük devletler kurulmasının sağlanması politikasını başlatmıştır.

O nedenle, ulusal çıkarları bakımından işgalci devletlerin Devlet-i Aliyye’ye karşı yerel milliyetçilik akımları başlatılarak Hâşim’i ayaklanması veya I. Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletleri ile Limni Adası’nın Mondros Limanın’da 30 Ekim 1918 günü Ateşkes antlaşması olarak nitelenen Mütareke önemlidir.

Çünkü; bu antlaşma koşulları nedeni ile Devlet-i Aliyye bünyesindeki Rumların bağımsızlıklarını ilan etmek üzere devlet kurma girişimleri ve örgütlenmeleri ve yine aynı amaçla Ermeni çeteleri ve Fransızlar tarafından örgütlenen Ermeni Lejyonları ve işgal orduların Devlet-i Aliyye’yi ilhak girişimi ve verilen kurtuluş savaşı sonrası Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin doğması bu memleketin hikayesi açısından önemli bir örnektir.

Olumlu veya olumsuz herhangi bir etkiye karşı oluşan olumlu veya olumsuz tepki, kültürel etkileşim açısından her zaman mümkün olan, beklenen bir sonuçtur.

20. Yüzyıldan itibaren teknolojik üstünlükleri sayesinde uluslararası egemen güçlerin başvurdukları her yaştan her insana hitap eden önemli bir kitle etkileşimi sağlayacak olan, kolay kullanılabilen, taşınabilir sistemler geliştirilmiştir.

Günümüzde yanımızdan ayıramadığımız ve her an istediğimizde koordinasyon ve bilişim sağlayan iletişim sistemleri masumane bir biçimde ticari amaçla üretilmiş olsa bile, ülkelerin istihbarat yapıları için yapay zekâ kontrolünde sistematik otokontrol sağlanabilecek nitelikte donanımlı cihaz ve yazılımlardır.

Örneğin; iletişimde kullanılan görsel temas ile öğrenme sağlayan sinema, televizyon ve oyun programlarının uygulama ve etki alanları ve bunlara erişimi sağlayacak ara birimler önemlidir.

Şöyle ki, bir sefere mahsus veya bir dizi şeklinde uzun metrajlı senaryolar herhangi bir yayın kuruluşunda televizyonlar veya diğer sosyal medya araçları sayesinde erişim kurabileceğimiz ve geçmişimize ışık tutmaya çalışan ne kadarı doğru ne kadarı hatalı olduğu tartışmaya açık, vahşet sahneli dizilerin Türk milleti ve devlete hiçbir sosyal fayda sağlayamayacağı görüşünde olduğum kadar, ihracattan elde edilecek ekonomik faydadan daha önemlisi yerleşmiş olan kan ve vahşetin Türklüğün izi olduğu kanısının yabancılar üzerinde daha da pekişeceğidir.

Günümüzde hala batının orta çağ adaleti sağlama mantığı etkisini göstermektedir.

Şöyle ki; Kilise doktrininin bir parçası olan ve planladıkları ve uyguladıkları politikalarda amaçları adaletin sağlanması değil, kendilerini stratejik hedeflerine ulaştıracak neden sonuç ilişkilerine göre tasarlanmış bir öngörü doğrultusunda suçlu inşa etmek ve sonra o suçluya suçunu itiraf ettirmektir.  

***

O nedenle, batının izlediği ve izleyeceği politikaları anlamak için batı paganizmini, barbarları, 30 ve yüz yıl savaşlarının nedenlerini, 1. Ve 2. Dünya Savaşlarını, kullandıkları insanlık dışı yöntemleri ve kendilerini akan kanı durdurmak amacı ile haklı göstermeye çalıştıkları ve kullandıkları nükleer silahların etkisi ve günah çıkartma yöntemleri günümüze kadar yansıyan tarihi gerçeklerdir.  

Aslında öğrenme odaklı araştırma ve geliştirmeye yönelik yenilikçi ve aynı zamanda ananevi kültürünü muhafaza eden senaryolar ile en fazla üç ~ beş hafta sürecek birbirinden farklı konular içeren bu coğrafyanın son 240 yılına ışık tutan ve bu örneklem ile gençlerimizi geleceğe hazırlamak ve dünyaya da gerçekçi mesajlar verip algı yönetiminde edilgen değil, etken olmak gerekmez mi?

Bu memleketin hikayesini yazanlara karşın, bu memleketin hikayesini yeniden yazacak olanlar bizlerin bu vatanı emanet edeceği gençlerdir.

Bu Memleketin hikayesini doğru okuyalım, iyi anlayalım…

Bu Memleketin Hikâyesi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Elazığ Haber Elazığ Haberleri Elazığ Son Dakika Elazığ ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!